-
-
- Konu Yazar
- #1
Euroleague 12. hafta mücadelesinde Olympiakos Cuma günü saat 22:15’de Paris Basketball ile karşılaşacak. Hem iddaa hem de intobet misafir takım lehine 6.5 handikap belirlemişler.
Olympiacos cephesine baktığımızda takımın ritim bulduğunu düşündüğümüz her anda yeni bir kırılma yaşaması dikkat çekiyor. Milano karşısında gelen tek sayılık mağlubiyet, üç maçlık ev serisinde elde edilen ivmenin değerini düşürmüş olsa da Bartzokas’ın ekibinin son haftalarda hücumda daha dengeli bir yapı ortaya koyduğu açık. Zalgiris karşısındaki 95 sayılık üretim, sezona kötü giren bir dış hat yapısına rağmen hücum çeşitliliğinin artmaya başladığını gösteriyor. Peters ve Dorsey’nin Milano maçında öne çıkması değerliydi ancak Fournier–Vezenkov ikilisinin ritim kaybı alarm verdi. Takımın en zayıf noktası hala üçlük yüzdesi; EuroLeague’in en kötü üç sayı atan ekibi olarak skorun tamamen iç-dış dengesine bağlı kalması risk doğuruyor. Buna rağmen Milutinov’un müthiş verimliliği ve boyalı alandaki dominasyonu Olympiacos’un tabanı yüksek bir takım olmasını sağlıyor. Savunma ise ligde ikinci en iyi savunma derecesine sahip olmalarına rağmen Milano karşısında beklenen seviyede değildi. Evans’ın ciddi sakatlığı ve McKissic’in yokluğu guard rotasyonunda zorlanmayı artırırken, Tyson Ward’ın durumu oyun planını doğrudan şekillendirecek.
Paris cephesinde Valencia galibiyeti adeta nefes aldıran bir sonuç oldu. Son dört maçtır EuroLeague’de kendi kimliğini sahaya yansıtmakta zorlanan ekip, özellikle iç sahadaki kayıplarla moral olarak yıpranmıştı. Yine de onların yüksek tempo ve özgür hücum anlayışından vazgeçmediğini, Valencia karşısında ikinci yarıda buldukları 53 sayıyla gördük. Hifi’nin liderlik rolünü üstlendiği, Derek Willis’in ise sezondaki en etkili performanslarından birini sergilediği bu maç, Paris’in hala bir reaksiyon kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı. Ancak genel tabloya baktığımızda hücum verimliliğinin düşük olması, iki sayılık atış yüzdesindeki zayıflık ve rakibi tempoya sürükleyemediği dönemlerde üretimin ciddi oranda düştüğü gerçekleri değişmiyor. EuroLeague seviyesinde altıncı en kötü hücum ratingine sahip olmak, özellikle yarı sahada üretimin sınırlı olduğunu gösteriyor. Rhoden ve Stevens’ın durumları da rotasyon derinliğini etkilemesi açısından önemli unsurlar.
Paris’in hız, enerji ve riskli oyun anlayışıyla maçın akışını bozma ihtimali bulunuyor; ancak Olympiacos’un hem tecrübesi hem de savunma disiplini bu tip takımlara karşı önemli bir avantaj yaratıyor. Paris’in kazanma yolu neredeyse tamamen tempoyu dikte etmeye dayanırken, Olympiacos kontrollü set hücumu ve sert savunmasıyla oyunun hızını aşağı çekmeyi fazlasıyla başarıyor. Ayrıca Milutinov’un boyalı alan üstünlüğü, Paris’in düşük iki sayılık yüzdesiyle birleştiğinde Fransız ekibi için büyük bir eşleşme dezavantajı doğuruyor. Olympiacos’un guard eksikleri temposunu düşürebilir fakat Paris’in savunma disiplinindeki dalgalanmalar, Vezenkov’un yanında Peters ve Dorsey gibi skor tehditlerinin sahneye çıkmasına uygun bir ortam yaratabilir. Bu nedenle maçın büyük bölümünü Olympiacos’un kontrol etmesini, Paris’in ise zaman zaman tempo yükselterek oyunda kalmaya çalışmasını bekliyorum. Son bölümde tecrübe ile savunma sertliği ve tabi ev sahibi avantajı belirleyici olacaktır.
Olympiacos cephesine baktığımızda takımın ritim bulduğunu düşündüğümüz her anda yeni bir kırılma yaşaması dikkat çekiyor. Milano karşısında gelen tek sayılık mağlubiyet, üç maçlık ev serisinde elde edilen ivmenin değerini düşürmüş olsa da Bartzokas’ın ekibinin son haftalarda hücumda daha dengeli bir yapı ortaya koyduğu açık. Zalgiris karşısındaki 95 sayılık üretim, sezona kötü giren bir dış hat yapısına rağmen hücum çeşitliliğinin artmaya başladığını gösteriyor. Peters ve Dorsey’nin Milano maçında öne çıkması değerliydi ancak Fournier–Vezenkov ikilisinin ritim kaybı alarm verdi. Takımın en zayıf noktası hala üçlük yüzdesi; EuroLeague’in en kötü üç sayı atan ekibi olarak skorun tamamen iç-dış dengesine bağlı kalması risk doğuruyor. Buna rağmen Milutinov’un müthiş verimliliği ve boyalı alandaki dominasyonu Olympiacos’un tabanı yüksek bir takım olmasını sağlıyor. Savunma ise ligde ikinci en iyi savunma derecesine sahip olmalarına rağmen Milano karşısında beklenen seviyede değildi. Evans’ın ciddi sakatlığı ve McKissic’in yokluğu guard rotasyonunda zorlanmayı artırırken, Tyson Ward’ın durumu oyun planını doğrudan şekillendirecek.
Paris cephesinde Valencia galibiyeti adeta nefes aldıran bir sonuç oldu. Son dört maçtır EuroLeague’de kendi kimliğini sahaya yansıtmakta zorlanan ekip, özellikle iç sahadaki kayıplarla moral olarak yıpranmıştı. Yine de onların yüksek tempo ve özgür hücum anlayışından vazgeçmediğini, Valencia karşısında ikinci yarıda buldukları 53 sayıyla gördük. Hifi’nin liderlik rolünü üstlendiği, Derek Willis’in ise sezondaki en etkili performanslarından birini sergilediği bu maç, Paris’in hala bir reaksiyon kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı. Ancak genel tabloya baktığımızda hücum verimliliğinin düşük olması, iki sayılık atış yüzdesindeki zayıflık ve rakibi tempoya sürükleyemediği dönemlerde üretimin ciddi oranda düştüğü gerçekleri değişmiyor. EuroLeague seviyesinde altıncı en kötü hücum ratingine sahip olmak, özellikle yarı sahada üretimin sınırlı olduğunu gösteriyor. Rhoden ve Stevens’ın durumları da rotasyon derinliğini etkilemesi açısından önemli unsurlar.
Paris’in hız, enerji ve riskli oyun anlayışıyla maçın akışını bozma ihtimali bulunuyor; ancak Olympiacos’un hem tecrübesi hem de savunma disiplini bu tip takımlara karşı önemli bir avantaj yaratıyor. Paris’in kazanma yolu neredeyse tamamen tempoyu dikte etmeye dayanırken, Olympiacos kontrollü set hücumu ve sert savunmasıyla oyunun hızını aşağı çekmeyi fazlasıyla başarıyor. Ayrıca Milutinov’un boyalı alan üstünlüğü, Paris’in düşük iki sayılık yüzdesiyle birleştiğinde Fransız ekibi için büyük bir eşleşme dezavantajı doğuruyor. Olympiacos’un guard eksikleri temposunu düşürebilir fakat Paris’in savunma disiplinindeki dalgalanmalar, Vezenkov’un yanında Peters ve Dorsey gibi skor tehditlerinin sahneye çıkmasına uygun bir ortam yaratabilir. Bu nedenle maçın büyük bölümünü Olympiacos’un kontrol etmesini, Paris’in ise zaman zaman tempo yükselterek oyunda kalmaya çalışmasını bekliyorum. Son bölümde tecrübe ile savunma sertliği ve tabi ev sahibi avantajı belirleyici olacaktır.
